Emsal karar (AYM)
AYM 2019/15873 - Muhammet Okumuş
Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Kararın tam metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MUHAMMET OKUMUŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/15873)
Karar Tarihi: 15/9/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan:Basri BAĞCI
Üyeler:Yıldız SEFERİNOĞLU
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI
Raportör:Hüseyin Özgür SEVİMLİ
Başvurucu:Muhammet OKUMUŞ
Vekili:Av. Süleyman KARTAL
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu 1990 doğumlu ve bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte Kütahya'da ikamet etmekte olup kendi beyanına göre işsizdir.
3. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) emniyet teşkilatı içindeki mahrem imam olarak adlandırılan mensuplarına yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda başvurucunun örgütün Kütahya'daki yapılanmasında yer aldığına dair tespitlerde bulunulması üzerine başvurucu da anılan soruşturmaya dâhil edilmiştir.
4. Soruşturma sırasında;
i. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca (EGM-KOM) düzenlenen 27/4/2017 tarihli Yeni ByLock CBS Sorgu Sonucu başlıklı belgeye göre başvurucu adına kayıtlı iki ayrı GSM hattı aracılığıyla ilk olarak 17/8/2014 ve 15/3/2015 tarihlerinde ByLock programına bağlantı yapıldığı,
ii. Başvurucunun kullandığı GSM hattıyla örgütün Kütahya il yapılanmasında yer aldığı değerlendirilen E.K.nın hattı arasında bir kez irtibat kurulduğu,
iii. Garson adlı gizli tanıktan elde edilen dijital veriler üzerine düzenlenen veri inceleme raporunda başvurucunun örgütle irtibatına dair "Bağlı Bulunduğu Büyük Bölge: İrfanbey, Bağlı bulunduğu Küçük Bölge: İrfanbey, Bağlı Bulunduğu İl: İrfanbey, Bağlı Bulunduğu İlçe: Merkez, Kod Adı: Yavuz, Birimi: Ün., Görevi: Asistan ve Vasfı: B" şeklinde kodlamalar yapıldığı tespit edilmiştir.
5. 26/4/2017 tarihinde Kütahya'da yakalanarak gözaltına alınan başvurucu, 1/5/2017 tarihinde müdafiinin de hazır bulunmasıyla kollukta şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde;
i. İktisat bölümü mezunu olup aynı alanda yüksek lisans eğitimine devam ettiğini, Kütahya'da bulunan bir kolejin bursluluk sınavını kazanıp lise eğitimini bu okulda aldığını, üniversite sınavına hazırlanırken de M. adlı dershaneye gittiğini, lise ve dershanenin o dönemde bu yapıya ait olduğunu, okulun programını o dershaneye göre ayarlaması nedeniyle başka dershane tercih etmediğini, öğrencilik hayatında ve sonrasında örgüt yapılanmasında hiç yer almayıp örgütün herhangi bir faaliyetine de katılmadığını,
ii. Mahrem imam kavramını duymadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca bu konuda yürütülen soruşturma kapsamında kendisi hakkındaki örgütsel tespitlerin ne anlama geldiğini bilmediğini, örgütte böyle bir görev almadığını ve kod adı da kullanmadığını,
iii. ByLock tespiti yapılan GSM hatlarının kendisine ait olduğunu ancak ByLock programını kullanmadığını, E.K.yı kendi gittiği kolejin müdürü olması nedeniyle tanıdığını ve bu nedenle onunla görüşmüş olabileceğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
iv. Başvurucu ayrıca Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığında (Başsavcılık) tutuklanması talebiyle sevk edildiği sorgusunda alınan ifadelerinde de kollukta verdiği beyanlarını tekrar etmiştir.
6. Başsavcılık tarafından soruşturmanın tamamlanması üzerine başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 23/10/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. Anılan iddianamede başvurucunun ByLock programını kullandığına ve örgütün Kütahya il yapılanmasında yer aldığı belirtilen E.K. ile HTS kayıtlarına göre bir kez görüşme yaptığına dair tespitlerin yanı sıra gizli tanık Garson'dan elde edilen dijital materyallerdeki incelemeler üzerine düzenlenen veri inceleme raporu uyarınca başvurucunun örgüt tarafından kurgulanan yapılanmaya göre "İrfanbey" büyük bölgesine bağlı "İrfanbey" küçük bölgesinde "İrfanbey" ilinin "Merkez" ilçesinde "Ün." tabir edilen birimde görevlendirildiği, örgüt tarafından başvurucuya kendi hiyerarşik yapılarında "asistan" olarak görev verildiği ve başvurucunun örgüt içinde "Yavuz" kod adını kullandığı tespitlerine de yer verilmiş; buna göre anılan yapılanmaya yönelik Türkiye genelinde başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun örgütün Kütahya'da bulundukları belirlenen mahrem imam konumundaki 40 mensubundan biri olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
7. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) yapılan 13/11/2017 tarihli duruşma hazırlığı işlemleri kapsamında başvurucunun kullanımındaki GSM hatlarına tanımlı internet protokol (IP) numaraları ile ByLock sunucusuna ait IP adresleri arasındaki bağlantılara dair CGNAT (HIS) kayıtlarının getirtilmesine ve gizli tanık Garson'un tanık sıfatıyla ifadesinin alınmasına karar verilmiştir.
8. Mahkemenin talebi üzerine başvurucunun kullanımındaki her iki GSM hattına tanımlı IP numaralarına dair CGNAT kayıtları dosyaya sunulmuştur. Bu kayıtlara göre başvurucunun kullanımındaki GSM hatlarına tanımlanan IP numaraları arasından ByLock sunucusuna ait IP adreslerine bir hatta tanımlı IP numaraları ile 17/8/2014-11/3/2015 tarihleri arasında toplam 3931 kez; diğer hatta tanımlı IP numaraları ile de 15/3/2015-13/12/2015 tarihleri arasında toplam 3816 kez bağlantı yapıldığı tespit edilmiştir.
9. Mahkemece ilk celsenin 8/2/2018 tarihinde yapılmasına karar verilmiş ancak gizli tanık Garson'un ses ve görüntü bilişim sistemi aracılığıyla hazır edilmesi üzerine ifadesi, başvurucu ve müdafiinin hazır bulunmadığı 1/12/2017 tarihli ara celsede alınmıştır. İfadesinde; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında örgütün mahrem yapılanmasına dair iki farklı tarihte verdiği ifadesini de tekrarlamıştır. Buna ek olarak Kütahya'daki mahrem yapılanmaya mensup kişileri ve başvurucuyu şahsen tanımadığını, mahrem yapılanmaya mensup kişilere ve bu kişilerin örgütteki konumlarına dair detaylı tüm bilgilerin teslim ettiği SD kartlarda bulunduğunu ve bu bilgilerin doğru olduğunu, mahrem yapılanmaya mensup kişilerin polis memurlarına ve amirlerine sohbet yapan, onlarla oturup kalkan kişiler olduklarını ifade etmiştir. Mahkemece tanığa verdiği ifadeler doğrultusunda mahrem imam konumundaki kişilerin emniyet yapılanmasındaki örgüt mensubu polislerin imamı, bu bağlamda onların örgüte bağlılıklarını devam ettiren, örgüt ideolojisini aktarıp onları yönlendiren kişiler olup olmadıkları sorulduğunda mahrem imamların örgüt içinde bu konumda yer alıp sözü edilen görevleri yerine getirdiklerini ifade etmiştir.
10. Yargılamanın 8/2/2018 tarihli ilk celsesinde müdafii ile birlikte hazır edilen başvurucu, soruşturma evresinde verdiği ve içeriğini tekrar ettiği ifadelerine ek olarak internet üzerinden oyun oynadığı dönemlerde VPN programları kullandığını, bu nedenle farkında olmadan ByLock sunucularına bağlantı sağlamış gibi görünmüş olabileceğini, CGNAT kayıtları ile örgütün mahrem yapılanmasına dair yürütülen soruşturmada elde edilen dijital materyallerde yer alan kendisi hakkındaki kayıtları ve gizli tanığın beyanlarını kabul etmediğini belirtmiştir.
11. Mahkemenin 15/5/2018 tarihli kararı ile başvurucu hakkında atılı suçtan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde CGNAT kayıtları doğrultusunda başvurucunun ByLock programını kullandığına dair kabule ve Garson adlı gizli tanıktan elde edilen dijital veriler uyarınca düzenlenen veri inceleme raporuna göre örgütün sözde İrfanbey ilinin Merkez ilçe ünitesinde asistan sıfatı ve Yavuz kod adıyla emniyet mahrem yapılanmasında görevlendirildiğine dair kodlamalara dayanılmıştır. Mahkeme ayrıca CGNAT kayıtlarından yaptığı çıkarımlar doğrultusunda başvurucunun ByLock programını yoğun olarak kullandığına ve veri inceleme raporundaki kodlamalara göre de örgüt içindeki konumuna bağlı olarak temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirlemiştir.
12. Başvurucunun, Mahkeme kararına yönelik istinaf kanun yoluna başvuru talebi Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince (Daire) 16/7/2018 tarihinde esastan reddedilmiştir. Ret kararında başvurucunun ByLock programını kullandığına ve dosyada mevcut diğer delillerle de örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olduğunun tereddütsüz biçimde saptandığına dair açıklamaya da yer verilmiştir.
13. Başvurucu ve müdafii, Daire kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvuru dilekçelerinde;
i. ByLock programıyla ilgili Yargıtay kararlarına atıf yapılarak ByLock kullanıcı kimlik (user-ID) numarası tespit edilmeksizin yalnızca CGNAT kayıtlarına dayalı olarak kişinin ByLock kullandığının kabul edilemeyeceği, mahkûmiyete esas alınan delillerin değiştirilmeye müsait ve güvenilmez kayıtlardan ibaret olduğu,
ii. Gizli tanığın suçlayıcı beyanlarının kabul edilemeyeceği, ayrıca gizli tanığın başvurucuyu da tanımadığı, mahrem yapılanmaya mensup olduğu değerlendirilen kişilerle başvurucunun irtibatının bulunmadığı ve örgüt üyeliğine dair koşulların oluşmadığı, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesine dair gerekçenin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
14. (Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi temyiz incelemesini duruşma açmaksızın dosya üzerinden yapmış ve temyiz kanun yoluna başvuru taleplerini 13/2/2019 tarihinde reddederek Daire kararını onamıştır. Anılan kararda dosyada mevcut diğer delillerin suçun sübutu için yeterli olduğu gerekçesiyle ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı beklenmeksizin karar verilmesinin sonuca etkili olmadığı açıklamasına yer verilmiştir.
15. Başvurucu, nihai kararı 26/4/2019 tarihinde öğrendikten sonra 30/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, suçta ve cezada kanunilik ile eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
17. Başvurucu; mahkûmiyet kararına dayanak alınan delillere ve yapılan değerlendirmelere karşılık davanın esasına etkili olacak şekilde ileri sürdüğü itirazların karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; konuya ilişkin yargısal içtihatlara değinildikten sonra adli makamların dava konusu maddi olay ve olguları, delillerin değerlendirmesini, hukuk kurallarının yorumlanmasını ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardıkları sonucu ve kullandıkları takdir yetkisinin sebeplerini makul şekilde gerekçelendirdikleri, başvurucunun şikâyetlerinin esas itibarıyla yargılamanın sonucuna, delillerin değerlendirilmesine, hukuk kurallarının yorumuna ve uygulanmasına ilişkin olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda dile getirdiği itirazlarını tekrar etmiştir.
19. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
21. Somut olayda başvurucu hakkındaki ByLock tespiti ile veri inceleme raporunda belirtilen örgütsel kodlamaların terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararı açısından belirleyici nitelikte deliller olduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 11). Bununla birlikte yargı makamları tarafından ByLock tespitleri, -ByLock verilerini içeren dijital materyallerin çözümlenmesi üzerine- user-ID numarası ve buna bağlı alt verilere ilişkin düzenlenen ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları yerine yalnızca ByLock sorgu sonucu raporuna veya Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtilen CGNAT kayıtlarına; başvurucunun örgütün emniyet mahrem yapılanması içerisinde yer aldığına dair tespit ise veri inceleme raporuna dayandırılmıştır (bkz. §§ 6, 11, 12, 14).
22. Buna karşın Yargıtay içtihadı uyarınca kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun tespiti açısından -somut olayda da olduğu gibi- sadece CGNAT kayıtları yeterli delil olarak kabul edilmemektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 30/6/2021 tarihli ve E.2020/2018, K.2021/4527; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 4/10/2022 tarihli ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararları] (benzer yönde bkz. Mehmet Ayko [1. B.], B. No: 2019/41322, 7/1/2025, § 20; Atakan Yıldırım [2. B.], B. No: 2021/8629, 14/1/2025, § 29; Uğur Özçiftçi [1. B.], B. No: 2021/43521, 15/1/2025, § 20).
23. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi Ali Bayram İskender (GK], B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararında, başvurucunun ByLock programını kullandığına dair tespitin terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak kabul edildiği somut olayda kişilerin örgüt talimatı ile ByLock ağına dâhil olduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandıklarının belirlenmesi açısından Yargıtayın ilkesel olarak ortaya koyduğu ve yapılmasını gerekli gördüğü araştırmaların yerine getirilmediği kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun -ByLock programını kullanmadığına yönelik itirazının yanı sıra- anılan programı örgütsel iletişim amacıyla kullanmadığına dair iddiasının kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olduğu ancak yargı makamları tarafından bu iddia hakkında somut bir değerlendirme yapılmadığı, bu eksikliğin kanun yolu incelemeleri sırasında da telafi edilmediği kanaatine varmıştır. Anayasa Mahkemesi bu nedenle başvurucunun mahkûmiyeti için gerekli olan yeterli gerekçenin ortaya konulamadığını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır (Ali Bayram İskender, §§ 47-58).
24. Anayasa Mahkemesi Mehmet Emin Okyay ([GK], B. No: 2023/47320, 2/4/2026) ve Doğan Doğan ([GK], B. No: 2023/1011, 2/4/2026) kararlarında ise, kamu görevinden çıkarma tedbiriyle ilgili olarak gizli tanık Garson tarafından 18/4/2017 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dijital materyallerde yer verilen kodlama bilgilerinin tek başına FETÖ/PDY ile irtibatı ya da iltisakı gösteren ciddi ve objektif nitelikte bir veri olup olmadığı hususunu incelemiştir. Kararda dijital materyallerde yer verilen bazı verilerdeki hataların periyodik olarak güncellenmesinin verilerin genel güvenliğine zarar vermediği ve bazı kodlamalarda yer alan ibarelerin kişi hakkında ayrı bir değerlendirme yapılması gerektiğini göstermek için kullanıldığı gözönüne alındığında veri inceleme raporlarının hatalı kodlama bilgilerini içerme ihtimalini dışlamadığı vurgulanmıştır (Mehmet Emin Okyay, § 132; Doğan Doğan, § 132).
25. Anayasa Mahkemesi anılan kararlarında ceza mahkemeleri ile idare mahkemelerinin delil değerlendirme kapsam ve yorumlarının farklı olduğunu da açıkça ortaya koyduktan sonra gizli tanık Garson'un teslim ettiği dijital verilerin iltisak ve irtibat hususunda bir tespitte bulunabilmek için önemli bir veri olduğunu kabul etmiştir (Doğan Doğan, § 138). Bununla birlikte kararda söz konusu veri inceleme raporlarındaki bilgilerin FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı olma yönünden meydana getirdiği şüpheden hareketle tutarlı ve doğru olduğunun teyit edilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Mehmet Emin Okyay, § 140; Doğan Doğan, § 139). Bu bağlamda ilgili kişiler hakkında farklı listelerdeki kodlama bilgilerini içeren veri analiz raporları ile başka delillerle desteklenen veri inceleme raporlarının tutarlı ve denetime elverişli veriler içermesi durumunda iltisak ve irtibatın varlığına yönelik tek başına yeterli bir delil olarak kabul edilebileceğini belirtmiştir (Mehmet Emin Okyay, § 141; Doğan Doğan, § 140).
26. Neticede başvurucunun ByLock uygulamasını kullandığına ve örgütün emniyet mahrem yapılanmasında yer aldığına ilişkin tespitleri içeren deliller, terör örgütü üyesi olma suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararında belirleyici delil olarak değerlendirilmekle birlikte ByLock kullanımının gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla gerçekleştirildiğinin ortaya konulmadığı ve veri inceleme raporundaki kodlamaların tutarlı ve denetime elverişli olup olmadığı hususunda veri analiz raporu ile başka delillerle desteklenmediği mevcut başvuru yönünden de anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.
III. GİDERİM
28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 500.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
30. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
31. Başvurucu, maddi zarara ilişkin bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/437, K.2018/201) GÖNDERİLMESİNE,
Ç. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/9/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucu, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet kararında karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından, başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Aşağıda belirttiğim nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Mahkememiz çoğunluğu tarafından Anayasa Mahkemesinin Ali Bayram İskender (Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Başvuru Numarası: 2020/31370, Karar Tarihi: 25/9/2025, R.G. Tarih ve Sayı: 13/3/2026 – 33195) kararına atıf yapılarak ihlal sonucuna ulaşıldığından, söz konusu kararda belirttiğimiz karşıoy gerekçemiz işbu başvuru açısından da aynen geçerlidir.
Başvurucu olayların geçtiği tarihte Kütahya’da ikamet etmektedir. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden dava açılmış ve yapılan yargılama sonucunda örgüt üyeliği suçundan başvurucuya alt sınırdan uzaklaşılarak hapis cezası verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf talebini esastan reddetmiş, Yargıtay istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararı onamış ve karar kesinleşmiştir. Yerel mahkemenin mahkûmiyet gerekçesinde başvurucunun yoğun olarak Bylock kullandığının tespit edilmesi, Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital veriler uyarınca düzenlenen veri inceleme raporuna göre, örgütün sözde İrfan Bey İlinin Merkez İlçesinde asistan sıfatı ve Yavuz kod adı ile emniyet mahrem yapılanmasında görevlendirildiği belirtilmiştir.
Mahkememiz çoğunluğu tarafından Anayasa Mahkemesinin Ali Bayram İskender kararına (G.K.,Başvuru Numarası: 2020/31370, Karar Tarihi: 25/9/2025) atıf yapılarak, başvurucunun Bylock kullanımının gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla gerçekleştirildiğinin ortaya konulamadığı kabul edilmiştir. Bylock kullanımının yoğunluğu ve başvurucunun Garson gizli tanıktan elde edilen verilerde Yavuz kodu ile kodlandığı ve mahrem yapılanma içinde yer aldığı hususları birlikte nazara alındığında artık başvurucunun Bylock’u örgütsel amaçlarla kullanmadığının ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılamaz.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, kural olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
Başvurucu hakkında terör örgütü üyeliğinin sübut bulduğunu kabul eden yerel mahkeme, somut olay bağlamında HTS ve CGNAT kayıtlarını, dijital verilere ilişkin veri analiz raporunu değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Yerel mahkemenin kararında, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir. Buna göre, başvurucunun bireysel başvurusunda yer alan iddiaları kanun yolu şikâyeti niteliğini haiz olup, bireysel başvuruda bu hususların değerlendirilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ömer ÇINAR
Karar metni Anayasa Mahkemesinin resmî kaynağından alınmıştır (Muhammet Okumuş [İkinci Bölüm], B. No: 2019/15873, 15/9/2026). Asıl metin için kaynağa bakın.
Bununla kendin uğraşmak istemiyor musun?
İçeriğin kaldırılması, arama sonuçlarının temizlenmesi ve gerekiyorsa avukat ekibimizle hukuki süreç. Hepsini tek ekipten yürütüyoruz. Sonuç garantisi vermeyiz; ilk değerlendirmede hangi yolun işe yarayacağını açıkça söyleriz.