Emsal karar (AYM)
AYM 2023/1807 - Şeyma Fenercioğlu ve Diğerleri
Başvuru, kişilik haklarını ihlal ettiği ileri sürülen internet içeriklerine erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Kararın tam metni
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞEYMA FENERCİOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/1807)
Karar Tarihi: 15/9/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan:Basri BAĞCI
Üyeler:Yıldız SEFERİNOĞLU
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI
Raportör:Yusuf KARABULAK
Başvurucular:Şeyma FENERCİOĞLU ve diğerleri
[bkz. ekli listenin (C) sütunu]
Vekilleri:[bkz. ekli listenin (D) sütunu]
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kişilik haklarını ihlal ettiği ileri sürülen internet içeriklerine erişimin engellenmesi ve/veya içeriğin çıkarılması yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular, internette yayımlanan bazı içeriklerin kişilik haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimliklerinden ilgili internet sitelerine erişimin engellenmesi ve/veya içeriklerin yayından çıkarılması yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
3. Başvurucuların talepleri farklı gerekçelerle sulh ceza hâkimliklerince reddedilmiştir. Başvurucuların anılan kararlara karşı yaptıkları itirazlar da yine sulh ceza hâkimliklerince reddedilmiş ve kararlar kesinleşmiştir.
4. 2023/102202 numaralı bireysel başvuru dosyasındaki başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve bu kapsamda başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmasına Komisyonca karar verilmiştir. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
5. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan ekli listenin (A) sütununda yer alan başvuruların süresinde yapılan 2023/1807 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
6. Başvurucular; kişilik haklarını zedeleyici nitelikteki haber, yazı ve görsellerin internet ortamında yayımlanmasından ve bu içeriklere yönelik erişimin engellenmesiyle yayından çıkarılması taleplerinin hukuka aykırı ve gerekçesiz biçimde reddedilmesi nedeniyle unutulma hakkı, özel hayatın gizliliği, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, şeref ve itibar hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
7. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucuların maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ve başvuruya konu olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucuların bir kısmı, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formlarındaki iddiaları yinelemiştir.
8. Başvuru, şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmiştir (Çağatay Alaçam ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/22090, 24/12/2025, § 7; İ.D. ve diğerleri [GK], B. No: 2016/14513, 28/12/2022, §§ 60-62).
9. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
10. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında gerçekleştirilen müdahalelere ilişkin ihlal iddialarını Bulut Duman ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2021/8675, 1/10/2025) kararında değerlendirmiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği bireysel başvuru kararlarına (Ali Kıdık [2. B.], B. No: 2014/5552, 26/10/2017; İ.D. ve diğerleri; Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri [GK], B. No: 2018/14884, 27/10/2021) ve norm denetimi kararına (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023) atıf yaparak başvuruya konu kararların verildiği dönemde yürürlükte bulunan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, orantılı bir yargısal karar verilmesini sağlayacak yeterli güvenceleri içermediği sonucuna ulaşmıştır.
11. Nitekim norm denetimi kapsamında verilen iptal kararının ardından, aynı hüküm doğrultusunda erişimin engellenmesi taleplerinin reddine dair verilen çok sayıda karar bireysel başvuruya konu olmuş ve bu başvurular Atalay Candelen ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2016/596, 25/1/2024) kararında birleştirilerek incelenmiştir. Anılan kararda da aynı gerekçelerle başvurucuların şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Atalay Candelen ve diğerleri, §§ 11-18; erişim engeli ve/veya içeriğin çıkarılması kararı verilmesi nedeniyle yapılan başvurular yönünden karşılaştırmak için bkz. Abdullah Kaya ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/1430, 22/11/2023). Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarına yönelik müdahalelere karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmaması nedeniyle başvurucuların şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna vardığı Bulut Duman ve diğerleri kararında aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:
"...
22. Nitekim Anayasa Mahkemesi, İ.D. ve diğerleri kararına kadar, sulh ceza hâkimliklerince içeriğe erişimin engellenmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına dayanan çok sayıda bireysel başvuruyu, olağan kanun yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Anılan kararlarda; başvurucuların, ortaya çıktığını iddia ettikleri zararın giderimi için uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle öngörülen erişimin engellenmesi yolu dışında kalan ve kişilik haklarının korunması bakımından daha etkili koruma sağlayabilecek hukuk yollarına başvurmadıkları, bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmadan önce tüm başvuru yollarını tüketmedikleri belirtilmiştir (diğerleri arasından bkz. C.K. [GK], B. No: 2014/19685, 15/3/2018; A.A. [2. B.], B. No: 2014/7244, 12/9/2018; Medeni Özer [2. B.], B. No: 2017/15421, 30/9/2020).
23. Bununla birlikte süreç içerisinde kişilik haklarına yönelik saldırılar nedeniyle açılan tazminat davalarına ilişkin temyiz incelemesini yapmakla görevli Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (Daire), internet içeriklerine erişimin engellenmesi taleplerinin özel hukuk davaları yoluyla ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda, birbirine yakın tarihlerde farklı yönlerde kararlar vermiştir. Daire, 2009 yılından 2016 yılına kadar muhtelif tarihlerde verdiği bazı kararlarında, bu gibi hâllerde hukuki veya cezai koruma yollarına başvuruda bulunma konusunda seçimlik hakkın davacıya ait olduğunu belirterek, genel hükümlere göre hukuka aykırılığın tespiti ve internet yayınının durdurulması taleplerinin yargı merciince incelenmesi ve işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Buna karşılık, 2013 ilâ 2019 yılları arasında oybirliğiyle verdiği bazı kararlarında ise Daire, erişimin engellenmesine yönelik taleplerin yalnızca sulh ceza hâkimliklerinin görev alanına girdiğini kabul etmiştir. Buna göre, Daire kararlarında Anayasa Mahkemesi içtihadının karşılık bulmadığı, kişilik haklarına yönelik suç teşkil etmeyen haksız fiil niteliğindeki saldırılar bakımından 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde öngörülen usulün pratikte kullanılabilir tek başvuru yolu olarak kaldığı anlaşılmıştır (İ.D. ve diğerleri, §§ 75, 78, 82).
24. Anayasa Mahkemesi Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında, ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin dayanağını oluşturan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin kanunilik şartını sağlayıp sağlamadığını, yargı mercilerinin kararlarının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ile birlikte ele almıştır. Anayasa Mahkemesi, anılan kararda 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayalı erişimin engellenmesi usulüne ilişkin içtihadını hatırlatmış (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, §§ 107–111); ardından başvuruya konu erişimin engellenmesi kararlarıyla Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerine yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve anayasal hakların ihlaline neden olan sorunun doğrudan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinden kaynaklandığı sonucuna varmıştır. ...
...
26. Anayasa Mahkemesi, İ.D. ve diğerleri kararında; müdahaleye dayanak oluşturan kanun hükmünün temel güvenceleri içermemesi nedeniyle kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı etkin bir koruma sağlayamadığını, sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruların ise şikâyetlerin esasını inceleme imkânı sunmadığını ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sağlamadığını değerlendirmiştir (İ.D. ve diğerleri, §§ 65–66, 89). ...
27. Daha sonra Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesini değerlendirdiği norm denetimi kararında; Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri kararında kanunilik ilkesi yönünden yapılan tespitlere atıfla, anılan maddenin Anayasa'nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırı olduğuna hükmetmiş ve söz konusu düzenlemeyi iptal etmiştir (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, §§ 97-107). ...
...
29. Anayasa Mahkemesi, anılan iptal hükmünün Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vererek bu alanda oluşacak hukuki boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına imkân tanımıştır (AYM, E.2020/76, K.2023/172, 11/10/2023, § 113). Ne var ki söz konusu iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasının üzerinden yirmi aydan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından bu zamana kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı görülmektedir.
30. İ.D. ve diğerleri kararında ihlal sonucuna varılırken, Yargıtayın genel hukuk yoluna göre 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesini özel bir düzenleme olarak kabul etmesinin belirleyici bir etkisi olduğu açıktır. Nitekim Yargıtay, internet ortamında yapılan yayınlarla kişilik haklarının ihlaline ilişkin taleplerin yalnızca 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında ileri sürülebileceği yönünde bir içtihat geliştirmiştir (bkz. § 23). Bununla birlikte, söz konusu madde hükmüne ilişkin iptal kararının yürürlüğe girmesiyle anılan içtihada dair hukuki yorumunun kanuni dayanağının ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, sulh ceza hâkimlikleri nezdindeki başvurularda, ihlalin ilk bakışta anlaşılmaması gerekçesiyle sonuç alamayan kişilerin, kişilik haklarına yönelik müdahalelere karşı genel hukuk yollarına başvurmaları hukuken mümkün hâle gelmiştir (başvurulabilecek özel hukuk davalarına ilişkin değerlendirme için bkz. Ali Kıdık, § 64). Dolayısıyla somut olayda kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri süren başvurucuların, mevcut hukuki durumda genel dava yollarına başvurabilecekleri gibi, ihlalin devam ettiğini ortaya koymaları hâlinde erişimin engellenmesi talebinde de bulunabilecekleri konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu yöndeki talepleri değerlendirecek mahkemeler ise kişilik haklarına yönelik belirgin nitelikte bir ihlalin varlığını ve ihlalin süratle giderilmesinin zaruri olduğunu tespit ederse tedbir olarak içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine yargılamanın her aşamasında karar verebilecektir.
31. Bununla birlikte, somut başvuruların değerlendirilmesinde anılan tarihte yürürlükte bulunan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinin irdelenmesi gerekmektedir. Başvurulara konu kararların verildiği dönemde uygulanan kanun hükmünün, yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerini ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı bir karar verilmesini sağlayacak yeterli güvenceleri içermediği Anayasa Mahkemesinin gerek bireysel başvuru kararlarında gerekse norm denetimi kararında açıkça ortaya konulmuş; anılan dönemde kişilik haklarına yönelik müdahalelere karşı etkili bir başvuru yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır (bkz. §§ 26-27). ..."
12. Somut olayda da anılan kararda yapılan değerlendirmelerden ve ulaşılan ihlal sonucundan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
13. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
14. Başvurucular, ihlalin tespiti ve/veya yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur. Ayrıca bazı başvurucular, değişen miktarlarda maddi ve/veya manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
15. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
16. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
17. Eldeki başvurularda ihlalin kaynağı 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesindeki yapısal sorundan kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesince başvurulardan sonraki tarihte söz konusu norm iptal edilmiştir. Bu durumda iptal edilen kanun hükmüne dayalı olarak verilen kararları tesis eden sulh ceza hâkimliklerinin, ihlal kararı doğrultusunda yapacakları yeniden yargılamada iptal edilen norm kapsamında bir değerlendirme yapabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin giderilebilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır. Bu durumda ihlalin tazminatla giderilmesi gerekir (Bulut Duman ve diğerleri, § 40).
18. Bununla birlikte ihlalin şeref ve itibarın korunması hakkı gibi temel haklarla bağlantılı olduğu dikkate alındığında, salt manevi tazminat ile yetinilmesi de etkili giderim sağlayamayabilir. Başvurucuların erişimin engellenmesi veya içeriğin çıkarılması talebinde bulundukları yayınların hâlen ulaşılabilir olması nedeniyle hak ihlalinin başvuru tarihlerinden sonra da devam ettiği iddialarının bulunması hâlinde ihlal kararında belirtilen anayasal ilkeler doğrultusunda ilgili internet içeriklerine ilişkin değerlendirme yapılmasını sağlamak üzere genel mahkemelere başvurma olanağına sahip olduğu (bkz. Bulut Duman ve diğerleri, § 30) vurgulanmalıdır. Bu itibarla ihlalin giderilebilmesi için genel hukuk yoluna başvuru imkânına sahip başvuruculara, mahkemelerde dava açılması yolunun gösterilmesine karar verilmesi gerekir (benzer yönde bkz. Bulut Duman ve diğerleri, § 41; Kırca Mühendislik İnş. Turz. Tic. ve San. A.Ş. [1. B.], B. No: 2014/6241, 29/9/2016, § 88).
19. Şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculara ekli listenin (F) sütununda gösterilen miktarlarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Talepte bulunan başvurucular, maddi zararlarına ilişkin olarak yeterli bilgi/belge sunmadıklarından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
Ç. Başvurucuların şeref ve itibar hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali nedeniyle devam eden ihlallerin sonlandırılması için genel hukuk mahkemelerinde dava açma yolunun GÖSTERİLMESİNE,
D. Başvuruculara ekli listenin (F) sütununda gösterildiği şekliyle manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ekli listenin (E) ve (G) sütunlarında gösterilen harç ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderlerinin listede gösterildiği şekliyle başvuruculara ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Karar metni Anayasa Mahkemesinin resmî kaynağından alınmıştır (Şeyma Fenercioğlu ve Diğerleri [İkinci Bölüm], B. No: 2023/1807, 15/9/2026). Asıl metin için kaynağa bakın.
Bununla kendin uğraşmak istemiyor musun?
İçeriğin kaldırılması, arama sonuçlarının temizlenmesi ve gerekiyorsa avukat ekibimizle hukuki süreç. Hepsini tek ekipten yürütüyoruz. Sonuç garantisi vermeyiz; ilk değerlendirmede hangi yolun işe yarayacağını açıkça söyleriz.